Son zamanlarda kendime en çok sorduğum soru bu. Sahi… Ne için yaşıyorum?
Çok küçüktük, kardeşimle sokakta oynarken babam bizi eve davet etti ve bize bir film izletti.
''Guguk Kuşu'nu izledikten sonra içimde kalanlar''... O kadar düzenli, o kadar sessiz bir yer ki orası... Tuhaf bir huzurla başlıyor film.
Bu hafta İran sineması haftamdı...
Bu hafta bi kitap okudum. Size ondan bahsetmek istiyorum...
Kamerası titrek, ışığı eksik, sesler dışarıdan karışıyor. Oyuncular belli ki makyajsız, doğrudan hayattan gelmiş gibiler. Kıyafetler salaş, evler sıradan.
Bazen etrafıma bakıyorum ve “Gerçekten mi?” diye soruyorum. Gerçekten herkes bu kadar mı mutlu? Gerçekten herkes bu kadar mı emin ne yaptığından? Yoksa… Birileri bizi izliyor mu?
Bu yazı kalabalık sofralarda kendisine asla yer bulamayanlara armağandır…
Geçtiğimiz hafta 78. Cannes Film Festivali tamamlandı. Fransız Rivierası’nda kırmızı halının serildiği, deniz rüzgârının sinema tarihine karıştığı o birkaç gün, sinemanın sadece endüstri değil aynı za...
Bu repliği çok seviyorum ve itiraf etmeliyim ki her ayna karşısına geçtiğimde o meşhur sahneyi canlandırıyorum.
Bu bağlantı sizi https://www.panhaber.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.